Ben yaşamadım, OKUDUM.
J.L Borges
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz / Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor / Şiirimiz aşkımız yeniden / Son kötü günleri yaşıyoruz belki / İlk güzel günleri de yaşarız belki --- Cemal Süreya
Cuma, Kasım 04, 2005
Demokrasi
Halkın halk için halk tarafından ezilmesine
demokrasi diyoruz.
Oscar Wilde
demokrasi diyoruz.
Oscar Wilde
Tarih
Ötekilerin hepsini anlamadan belli bir yüzyılı
anlayabilmek söz konusu değildir. Tarihin şarkısı,
ancak bir bütün olarak söylenebilir.
Ortega Y Gasset
anlayabilmek söz konusu değildir. Tarihin şarkısı,
ancak bir bütün olarak söylenebilir.
Ortega Y Gasset
Erdem
Yalnızca kötülüğün en dibine inenler,
erdemin doruklarına varabilirler.
Aslı Erdoğan (Kabuk Adam)
erdemin doruklarına varabilirler.
Aslı Erdoğan (Kabuk Adam)
Arzu
Arzu kelimesi, ortada bizim olmayan bir şeyin varlığını
gösteriyor. Eğer her şeyimiz varsa, o zaman arzu olamaz,
Sanki isteyecek bir şey kalmamış olur. Bence Buda'nın bize
söylemek istediği de buydu. Her şeyimiz var. Hepimizin.
Her zaman var. O halde arzu etmek gereksizdir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
gösteriyor. Eğer her şeyimiz varsa, o zaman arzu olamaz,
Sanki isteyecek bir şey kalmamış olur. Bence Buda'nın bize
söylemek istediği de buydu. Her şeyimiz var. Hepimizin.
Her zaman var. O halde arzu etmek gereksizdir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
Pazar, Ekim 09, 2005
Gerçek Cesaret
Gerçek cesaret, onsuz yapamayacağın bir şeyi
tehlikeye atmayı göze almaktır, gerçek cesaret
insanı düşüncelerini yeniden gözden geçirmeye,
değişimin güçlüklerine katlanmaya ve bilincini
genişletmeye zorlayabilecek bir şeydir.
Gerçek cesaret, insanın basmakalıp inançlarını
tehlikeye atmayı göze almasıdır.
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
tehlikeye atmayı göze almaktır, gerçek cesaret
insanı düşüncelerini yeniden gözden geçirmeye,
değişimin güçlüklerine katlanmaya ve bilincini
genişletmeye zorlayabilecek bir şeydir.
Gerçek cesaret, insanın basmakalıp inançlarını
tehlikeye atmayı göze almasıdır.
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
Çarşamba, Ekim 05, 2005
Okumak
Kurnaz insanlar okumayı küçümserler,
basit insanlar ona hayran olurlar
akıllı insanlar ise ondan yararlanırlar.
Francis Bacon
basit insanlar ona hayran olurlar
akıllı insanlar ise ondan yararlanırlar.
Francis Bacon
Özgürlük
Hiç kimse özgür değildir.
Herkes özgür oluncaya kadar.
Benjamin Kotto
Herkes özgür oluncaya kadar.
Benjamin Kotto
Düş İçinde Düş
Tüm gördüklerimiz ya da gördüğümüzü
sandığımız birer düş içinde düş değil mi?
Edgar Allen Poe
sandığımız birer düş içinde düş değil mi?
Edgar Allen Poe
İlk Devrim
Yapılacak ilk devrim, insanın kendi içinde
yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur.
İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken
bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek en tehlikeli
şeylerden biridir.
Susanna Tamaro (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git)
yapacağıdır, evet ilk ve en önemli devrim budur.
İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken
bir düşünce uğruna savaşmak yapılabilecek en tehlikeli
şeylerden biridir.
Susanna Tamaro (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git)
Ulus
Ulus, insanın başka yerlere sığdırmadığı
bütün duyguların çöp tenekesidir.
Kurt Tucholsky
bütün duyguların çöp tenekesidir.
Kurt Tucholsky
Öğretmek
Kimseye bir şey öğretmezsiniz.
Ancak içindekileri bulgulamasına
yardımcı olabilirsiniz.
Galileo
Ancak içindekileri bulgulamasına
yardımcı olabilirsiniz.
Galileo
Hayatın Amacı
Hayatın gerçek amacı, bilgi değil EYLEMDİR.
Thomas H. Huxley
Thomas H. Huxley
Çarşamba, Eylül 28, 2005
Din
Din yalnızca bölen, yokeden ve zülmeden değil,
insanlarda tanrısal ne varsa inkâr eden bir şeydir
aynı zamanda; ruhun boğulmasıdır.
Tom Robbins (Sıska Bacaklar)
insanlarda tanrısal ne varsa inkâr eden bir şeydir
aynı zamanda; ruhun boğulmasıdır.
Tom Robbins (Sıska Bacaklar)
Yolculuk
Jordan, dünyayı gezip görmek üzere yola çıkar ve
"Zamanın tek ve bir" olduğunu ve her yolculuğun kendi
içinde bir başkasını gizlediğini öğrenir.
Yolcukların sınırı düşgücünün sona erdiği yerdir ancak.
Jeanette Winterson (Vişnenin Cinsiyeti)
"Zamanın tek ve bir" olduğunu ve her yolculuğun kendi
içinde bir başkasını gizlediğini öğrenir.
Yolcukların sınırı düşgücünün sona erdiği yerdir ancak.
Jeanette Winterson (Vişnenin Cinsiyeti)
Cumartesi, Eylül 17, 2005
Enerji ve Işık
Amanda-"Bilincin üst düzeylerinde zaten her şey birdir.
Hayvanlar, bitkiler ve mineraller arasında hiçbir fark
yok. Her şey enerji ve ışık içerisinde birbirine karışır."
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
Hayvanlar, bitkiler ve mineraller arasında hiçbir fark
yok. Her şey enerji ve ışık içerisinde birbirine karışır."
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
Yaşamın Anlamı
Farklı insanlar ayni şeyi farklı algılamaktadır;
insanın tepkisi kendi yaşamının anlamını belirler.
İsabel Fonseca (Beni Ayakta Gömün)
insanın tepkisi kendi yaşamının anlamını belirler.
İsabel Fonseca (Beni Ayakta Gömün)
Perşembe, Eylül 15, 2005
Düzen
Blake bir seferinde şöyle yazmıştı:
"Kendi düzenlerimi yaratmalıyım,
aksi takdirde diğer insanların yarattığı
düzenlerin kölesi olurum"
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
"Kendi düzenlerimi yaratmalıyım,
aksi takdirde diğer insanların yarattığı
düzenlerin kölesi olurum"
Tom Robbins (Dur Bir Mola Ver)
Cumartesi, Eylül 10, 2005
Şair
Yayınlanmak şairlerin işi değildir;
şair olmak her şeydir, şair olarak
tanınmaksa HİÇ.
Emily Dickinson
şair olmak her şeydir, şair olarak
tanınmaksa HİÇ.
Emily Dickinson
Yunuslar ve Köpekbalıkları
Köpekbalıkları denizin suçlularıdır.
Yunuslar ise kanun kaçaklarıdır.
Tom Robbins(Ağaçkakan)
Yunuslar ise kanun kaçaklarıdır.
Tom Robbins(Ağaçkakan)
İletişim
İletişim kurmanın sayısız yolları vardır ve
sözcükler en kusurlu olanlardır.
Sessizlik kusursuzdur.
Luigi Malerba(İçimizdeki Şahmaran)
sözcükler en kusurlu olanlardır.
Sessizlik kusursuzdur.
Luigi Malerba(İçimizdeki Şahmaran)
Tanrı
Tanrının bir tek güzel tanımı var:
Başka özgürlüklerin de varolmasına izin veren
Özgürlük.
John Fowles(Fransız Teğmenin Kadını)
Başka özgürlüklerin de varolmasına izin veren
Özgürlük.
John Fowles(Fransız Teğmenin Kadını)
Tarih
Tarih, amaçlarına ulaşmak için insanları kullanan
birine benzemez. Tarih insanların amaçlarını gerçek-
leştirmek için giriştiği eylemlerden başka bir şey
değildir.
Karl Marx
birine benzemez. Tarih insanların amaçlarını gerçek-
leştirmek için giriştiği eylemlerden başka bir şey
değildir.
Karl Marx
En Güzel Deneyim
Yaşayabileceğimiz en güzel deneyim gizemli olandır.
Bu duyguya yabancı olan, durup da hayretler içerisnde
düşünmeyen ve hayranlıktan mest olmayan ölmüş sayılır.
Albert Einstein
Bu duyguya yabancı olan, durup da hayretler içerisnde
düşünmeyen ve hayranlıktan mest olmayan ölmüş sayılır.
Albert Einstein
Ruhsal Deneyim
Ruhsal bir deneyim yaşayan insanlar değiliz.
İnsan deneyimi yaşayan ruhsal varlıklarız.
Teilard de Chardin(İnsan Fenomeni)
İnsan deneyimi yaşayan ruhsal varlıklarız.
Teilard de Chardin(İnsan Fenomeni)
Çarşamba, Ağustos 31, 2005
Pazar, Ağustos 21, 2005
Doğduğumuz zaman
Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir
yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin
kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş,
bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal
kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir,
yaş ise tüketir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin
kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş,
bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal
kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir,
yaş ise tüketir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
Seks
Seks, insanın aşkı bulamadığında elinde
kalan tek tesellidir.
G.G Marquez (Benim Hüzünlü Orospularım)
kalan tek tesellidir.
G.G Marquez (Benim Hüzünlü Orospularım)
Salı, Ağustos 16, 2005
İsteklerimiz
Bir şeyi istediğimiz zaman hep onun çekici yanlarını görürüz,
onu elde ettikten sonra da hep kötü yanlarını buluruz.
Jonathan Swift
onu elde ettikten sonra da hep kötü yanlarını buluruz.
Jonathan Swift
Pazar, Ağustos 14, 2005
Ne İstediğini Bilmek
Ne istediğini bilmek insana güç verir ve güç,
kişiyi dürüstleştirir.
Connie Palmen(Hayatın ve Aşkın Yasaları)
kişiyi dürüstleştirir.
Connie Palmen(Hayatın ve Aşkın Yasaları)
Ölüm
Ölüme giden şey aslında yaşlanmak değilidir.
Yaşlanmanın sonunda ölüm geldiğine inanmak götürür
bizi ölüme.
Ölüm diye bir şey yok, yalnızca hayatın çeşitli
düzeyleri var.
Tom Robbins(Parfümün Dansı)
Yaşlanmanın sonunda ölüm geldiğine inanmak götürür
bizi ölüme.
Ölüm diye bir şey yok, yalnızca hayatın çeşitli
düzeyleri var.
Tom Robbins(Parfümün Dansı)
Pazar, Ağustos 07, 2005
Her Çağdan Bir Gül
Her Çağdan Bir Gül
Bir tufan sonrası ilk buluşmamız bu
Buluşması gibi ateşle barutun
Kuşlu yaz günleri esiyor soluklarımızda
Sonra, usul usul akan bir ırmak gibi
Derin ve öldüren bir hüzün dudaklarımızda
Paylaşıyoruz yani eski günlerimizi
Aynı kadehten aynı şarkıyı içer gibi
Birikiyor içimde yudum yudum
Her harfi gizli bir ölüme tanık
Şiirimizin nergizler damlayan sözcükleri
Bir fırtına esiyor anlayacağın
İkimizde bir sandalda yüzer gibi...
Biner gibi şahlanan aynı ata
Ben rahmine uzanıyorum, sen göğsüme
Bir çayırın çimenlerinden doğuyor ilkyaz
Aşk çoğalıyor, yeşil, her çağdan bir gül
Filiz veriyor gelecek çağa.
Metin Cengiz
Bir tufan sonrası ilk buluşmamız bu
Buluşması gibi ateşle barutun
Kuşlu yaz günleri esiyor soluklarımızda
Sonra, usul usul akan bir ırmak gibi
Derin ve öldüren bir hüzün dudaklarımızda
Paylaşıyoruz yani eski günlerimizi
Aynı kadehten aynı şarkıyı içer gibi
Birikiyor içimde yudum yudum
Her harfi gizli bir ölüme tanık
Şiirimizin nergizler damlayan sözcükleri
Bir fırtına esiyor anlayacağın
İkimizde bir sandalda yüzer gibi...
Biner gibi şahlanan aynı ata
Ben rahmine uzanıyorum, sen göğsüme
Bir çayırın çimenlerinden doğuyor ilkyaz
Aşk çoğalıyor, yeşil, her çağdan bir gül
Filiz veriyor gelecek çağa.
Metin Cengiz
Ve Ömür
Ve Ömür
Kimbilir kaç gündüz kaç gece
zamanın ev ödevleri
o bitmek bilmez telaş
tembel, suçlu bir öğrenci gibi
oturuyordum dünyada
öfkeyle bağırıyordu öğretmen
hayat
Birden farkettim bekliyordun beni
dersliğin çitlerinin yanında
kaçıp gitmek için çok uzaklara
o sonsuz rüzgar tarlalarına
Şimdi ben senin kollarındayken
yaramaz bir yasa kırıcı gibi
çırpınan kanatların arzularında
vurulup düşene dek uçarız belki
fısıltılarımızın ormanında
Sevgilim ruhumda bekle beni
hayatın böldüğü her noktamı
öpüp birleştirsin diye
dudaklarının sırlı iksiri
Neşe Yaşın
Kimbilir kaç gündüz kaç gece
zamanın ev ödevleri
o bitmek bilmez telaş
tembel, suçlu bir öğrenci gibi
oturuyordum dünyada
öfkeyle bağırıyordu öğretmen
hayat
Birden farkettim bekliyordun beni
dersliğin çitlerinin yanında
kaçıp gitmek için çok uzaklara
o sonsuz rüzgar tarlalarına
Şimdi ben senin kollarındayken
yaramaz bir yasa kırıcı gibi
çırpınan kanatların arzularında
vurulup düşene dek uçarız belki
fısıltılarımızın ormanında
Sevgilim ruhumda bekle beni
hayatın böldüğü her noktamı
öpüp birleştirsin diye
dudaklarının sırlı iksiri
Neşe Yaşın
Cuma, Temmuz 29, 2005
Şiirin Vaktine Mezmur
ŞİİRİN VAKTİNE MEZMUR
-boşlukta gezinen en eski ozan sesidir-
Bir şiir akarken damarlarında vaktin
ve sular uyurken yataklarında
ve rüzgâr geçerken ılgınlardan
biraz mezmur biraz mesih sesiyim
toprağın üstüne su gibi sızan
yaralı bir lirin sevda şarkısıyım
otlar kımıldanırken ovasında şafağın
ben yukarda parlak sabah yıldızıyım
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Bir kadın çay koyarken gazocağına
bir çocuk ekmeğini banarken bala
bir asker soğuk gece nöbetinden
dönüp düş-kadınını alırken kucağına
ben yukarlarda dünya izleyicisiyim
ve sular kımıldanırken yataklarında
ve insanlar uyanırken yataklarında
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Ve narin bir ağaç açarken dallarını şafağa
sabahın koyunlarına kaval sesiyim
ince keçi çıngırakları yayılırken ovaya
?ve rızıklar ve kısmetler dağıtılırken?
ve şiirler patlarken damarlarımda
ve sesimin kapaklarını açarken yüreğim
Hayat?ın dünyaya ilk fısıltısıyım
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Fikret Demirağ
Lefkoşa, 20. 11. 1986
-boşlukta gezinen en eski ozan sesidir-
Bir şiir akarken damarlarında vaktin
ve sular uyurken yataklarında
ve rüzgâr geçerken ılgınlardan
biraz mezmur biraz mesih sesiyim
toprağın üstüne su gibi sızan
yaralı bir lirin sevda şarkısıyım
otlar kımıldanırken ovasında şafağın
ben yukarda parlak sabah yıldızıyım
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Bir kadın çay koyarken gazocağına
bir çocuk ekmeğini banarken bala
bir asker soğuk gece nöbetinden
dönüp düş-kadınını alırken kucağına
ben yukarlarda dünya izleyicisiyim
ve sular kımıldanırken yataklarında
ve insanlar uyanırken yataklarında
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Ve narin bir ağaç açarken dallarını şafağa
sabahın koyunlarına kaval sesiyim
ince keçi çıngırakları yayılırken ovaya
?ve rızıklar ve kısmetler dağıtılırken?
ve şiirler patlarken damarlarımda
ve sesimin kapaklarını açarken yüreğim
Hayat?ın dünyaya ilk fısıltısıyım
bir şiir akarken damarlarında vaktin
Fikret Demirağ
Lefkoşa, 20. 11. 1986
Pazar, Temmuz 24, 2005
İki Yaşam
Hepimiz böyle mi yaşıyoruz? İki Yaşam:
Dışavuran ideal yaşam, bir de imgelemin
egemen olduğu, gizlermizi sakladığımız
içsel yaşam?
Jeanette Winterson (Vişnenin Cinsiyeti)
Dışavuran ideal yaşam, bir de imgelemin
egemen olduğu, gizlermizi sakladığımız
içsel yaşam?
Jeanette Winterson (Vişnenin Cinsiyeti)
Arzu
Arzu kelimesi, ortada bizim olmayan bir şeyin varlığını gösteriyor.
Eğer her şeyimiz varsa, o zaman arzu olamaz, çünkü isteyecek bir
şey kalmamış olur. Bence Buda'nın bize söylemek istediği de buydu.
Her şeyimiz var. Hepimizin. Her zaman var. O halde arzu etmek gereksizdir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
Eğer her şeyimiz varsa, o zaman arzu olamaz, çünkü isteyecek bir
şey kalmamış olur. Bence Buda'nın bize söylemek istediği de buydu.
Her şeyimiz var. Hepimizin. Her zaman var. O halde arzu etmek gereksizdir.
Tom Robbins (Parfümün Dansı)
Biriktirme
her çeşit biriktirme için ayni şey geçerlidir: İnsanın
ahlaki içgüdülerini söndürür. Sonunda nesne sahip olana sahip olur.
John Fowles (Büyücü)
ahlaki içgüdülerini söndürür. Sonunda nesne sahip olana sahip olur.
John Fowles (Büyücü)
En İyi Öğretmen
En iyi öğretmen yanan eldir. Ondan sonra ateşe karşı verilen öğüt gönüle kadar iner.
J.R.R Tolkien (Yüzüklerin Efendisi)
J.R.R Tolkien (Yüzüklerin Efendisi)
Çarşamba, Temmuz 06, 2005
Cumartesi, Mayıs 14, 2005
Yerçekimli Karanfil
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip CANSEVER
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.
Edip CANSEVER
Güzelleme
Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur
İşe bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.
Cemal Süreya
(Üvercinka)
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur
İşe bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.
Cemal Süreya
(Üvercinka)
Göğe Bakma Durağı
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Turgut UYAR
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
Turgut UYAR
Pazar, Ocak 09, 2005
Yunanlı'nın İki Yüzü
"Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini adlı kitapta, kasaba doktoru, kızı için, ona âşık İtalyan subaya, şu tanımı yapar: Yunanlının iki yüzü vardır. Birincisi, Eski Yunan'ın kültür, etik, sanat yüceliklerini taşıyan genlerle oluşmuştur.
Sen kızımı o yüzüyle tanıdın ve sevdin.
Bu yüzü nedeniyle evlenmek istiyorsun.
Oysa...
Onun da her Yunanlı gibi, Bizans genlerinden ikinci yüzü de var.
Bizans'tan alınan, kaypak, güvenilmez, arkadan vurabilen karakterin yansıdığı ikinci yüzünü de tanımalısın.
Evlenmeye ondan sonra karar vermelisin."
Sen kızımı o yüzüyle tanıdın ve sevdin.
Bu yüzü nedeniyle evlenmek istiyorsun.
Oysa...
Onun da her Yunanlı gibi, Bizans genlerinden ikinci yüzü de var.
Bizans'tan alınan, kaypak, güvenilmez, arkadan vurabilen karakterin yansıdığı ikinci yüzünü de tanımalısın.
Evlenmeye ondan sonra karar vermelisin."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)